7 Ocak 2017 Bilimsel Özgürlük ve Üniversite Özerkliği Toplantısı Sonuç Bildirgesi

 

Toplumların demokratik değerlerinin oluşumunda, ekonomik, sosyal, kültürel gelişimlerinin sürdürülmesinde bilimsel özgürlüğün ve üniversitelerin sağladığı bilgi ve düşünce birikiminin önemli bir yeri bulunduğuna kuşku yoktur.

Yüzyılların tarihsel gelişiminin de gösterdiği gibi uygarlığın temelinde olan Rönesans’ın ve Aydınlanma’nın kökeninde, bilim ve sanatın özgürlük alanlarının sürekli genişlemesinin yadsınamaz etkileri olmuştur. Bilim ve sanatın özgürleşmesi ile karşılıklı etkileşime giren ve dinsel ve siyasal baskılardan kurtuldukça aklın özgürleşmesine ve bilimsel ilerlemeye daha fazla katkı sunan üniversiteler de toplumların ileri yönlü deviniminde daha fazla belirleyici olmuşlardır.

Bugün de bilimsel özgürlüğün kısıtlanmadığı ve siyasal iktidarların uygun maddi destekleri sunmak dışında üniversitenin kurumsal özerkliğine müdahale etmediği toplumlarda, üniversiteler kendi ülkelerinin bilimsel ve teknolojik gelişmesinde öncü rolünü oynayabilmekte ve daha yüksek kalitede araştırma ortamı sunarken daha nitelikli mezunlar da vermektedirler.

Bu tarihsel sorumlulukların yerine getirilebilmesi için, düşünce ve ifade özgürlüğü, bilimsel özgürlük ile kurumsal özerklik, yükseköğretimin üzerinde yükselmesi gereken üç temel sütundur.

Ne yazık ki ülkemizde yükseköğretimin bu üç temel sütunu da her geçen gün yeni düzenlemeler, uygulamalar ve müdahalelerle yıpratılmaktadır. Akademisyenler düşüncelerini özgürce açıklamak istediklerinde soruşturmalar ve görevden uzaklaştırmalarla baskı altına alınmakta; haklarında herhangi bir soruşturma dahi yapılmadan işlerine son verilmektedir. Birçok üniversite üst yönetimi de bu sorumluluğa ortak olmaktadır. Emeklilik haklarının kısıtlanmasına yönelik tasarruflara gidildiği için birçok öğretim üyesi yaş haddini beklemeden emekliliğini istemekte ve daha kapsamlı bir tasfiye süreci işletilmiş olmaktadır. Tüm bunlara ek olarak KHK düzenlemeleriyle yeni sınırlamalar getirilmekte, “Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı” kapsamındaki araştırma görevlileri Yükseköğretim Yasasının güvencesiz statüdeki 50/d kapsamına geçirilmekte; rektörlerin belirlenmesinde zaten yetersiz olan söz hakkı da öğretim üyelerinin ellerinden alınmaktadır. Böylelikle üniversiteler bilimsel yetkinlik yerine vasatlığın, özerklik yerine siyasi referansların prim yaptığı bir ortama sürüklenmektedir.

Ülkemizde bilim camiası, bilimsel özgürlük konusundaki hak ihlallerine ve üniversitenin kurumsal özerkliğinin ortadan kaldırılmasına karşı sesini yükseltirken yalnızca kendi varoluş koşullarını değil demokrasinin ve ülkemizin geleceğini de savunmaktadır.

Bu bağlamda, aşağıda imzası bulunan Dernekler ve Vakıflar olarak, bilimsel özgürlük ve üniversitelerin kurumsal özerkliğini her koşulda kararlılıkla savunmaya devam edeceğimizi açıklarız.

Türk Sosyal Bilimler Derneği (TSBD)
Bilim Akademisi
Tüm Öğretim Elemanları Derneği (TÜMÖD)
Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği (ÜNİVDER)
Abant İzzet Baysal Üniversiteli Öğretim Elemanları Derneği (AİBÜÖED)
Çukurova Öğretim Elemanları Derneği (ÇUÖED)
Dokuz Eylül Öğretim Elemanları Derneği (DEUNİDER)
Ege Öğretim Elemanları Derneği (EGÖDER)
Ortadoğu Öğretim Elemanları Derneği (OED)
Samsun Akademik Elemanlar Derneği
Mülkiyeliler Birliği
ODTÜ Mezunları Derneği
Sosyal Araştırmalar Vakfı (SAV)
Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir