Türkiye’de üniversiteler uzun süredir siyasal ve idari müdahaleler, güvencesiz çalışma biçimleri, akademik özgürlüklerin daraltılması ve kurumsal özerkliğin aşındırılması gibi çok yönlü baskılar altında varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin tek bir imzayla faaliyetlerinin durdurulması, bu sürecin en ağır, kaygı verici ve kabul edilemez bir örneğidir. Kararın ardından öğrenciler, akademisyenler ve üniversite çalışanları büyük bir belirsizlik ve güvencesizlik ortamıyla karşı karşıya bırakılmıştır.
Türk Sosyal Bilimler Derneği olarak, üniversitelerin yalnızca eğitim verilen kurumlar değil; eleştirel düşüncenin, özgür bilimsel araştırmanın, çoğulculuğun ve demokratik tartışmanın kamusal mekânları olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Üniversiteler bilimsel özerklik temelinde faaliyet göstermeli; akademik, idari ve kültürel süreçlere ilişkin kararlar şeffaf, katılımcı ve demokratik süreçlerde alınmalıdır.
Otuz yıllık bir akademik kurumun, yüzlerce akademisyenin, çalışanın ve binlerce öğrencinin geleceğini doğrudan etkileyen böylesi bir kararın, üniversite bileşenlerinin iradesi yok sayılarak alınması kabul edilemez.
TSBD, 59 yıllık tarihinde olduğu gibi bugün de düşünce ve ifade özgürlüğünü, bilimsel özerkliği ve demokratik üniversite ilkesini savunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileriyle, akademisyenleriyle ve tüm üniversite emekçileriyle dayanışma içinde olduğumuzu kamuoyuyla paylaşıyoruz.
Üniversitelerin siyasal ve idari müdahalelerle değil; bilimsel özerklik, kamusal sorumluluk ve demokratik katılım ilkeleri temelinde varlığını sürdürmesi, toplumun demokratik geleceği açısından yaşamsal önemdedir.
Türk Sosyal Bilimler Derneği Yönetim Kurulu
